hayat falan

Engin Geçtan, Hayat kitabında, “…anlaşılabilme umudunu tüketen insanlar, dünya ile ilişkilerini beğenilme üzerine kurma eğiliminde oluyorlar, kurtulması güç bir tuzağa düştüklerini fark edemeden.” Diyor. Anlaşılmak bu kadar güç iken beğenilme arzusundan kaçınmak nasıl mümkün olabilir? Yani gerçekten bu kadar tehlikeli olabilir mi? Konu narsizme varıyormuş ama oralara gitmeden olamaz mı? Beğenilmeyi merkez alan bir dünyanın çıkışı olmayan bir yalnızlığa gömüldüğünden bahsediyor.

Sonralarında kitabın birlikte yaşadığımız insanı hissedebilmek ve ona yaşadıklarımızı hissettirebilmek aslolandır diyor. Birbirini hissetmeyen, mışçasına ilişkiler diye gidiyor. İşin aslı anlama, anlaşılma meselesinin “birlikte yaşadığımız insana” indirgenmesi beni huzursuz ediyor, nedense. Birliktesiz bir hayat yok mu diyorum. Nereye giderken kendimi bulduğum bu yer beni şaşırtıyor. Ben miyim bunu yaşayan sorusuna anlam yükleyemiyorum. Bunu yapamadığımda ise zor oluyor. Bunu yaşayan kim? Ve buradan nereye gideceğim? Korkmak değil ama bilinmeyen meselesi. Bu hayatta hiç sevmediğim sürprizlerle de ilgili olsa gerek. Sürprize sevinen insanlara hala şaşırıyorum. Sürpriz bir hediye dahi olsa sinirleniyorum. Aslında ne yapacağını bilmemekle ilgili olabilir mi? Ne yapacağımı bilmiyorsam -ki genelde duygularımla ne yapacağımı bilmiyorum- oraya bir öfke koyuyor kurtarıcı zihnim.

Kitapta dikkatimi çeken bir nokta da şu oldu. Disiplin ile katılığın birbirine karıştırıldığından bahsediyor Geçtan. Nasıl tanıdık. Yumuşak yataktan nefret etmem, rahat uyku çekince mutsuz uyanmam gibi bir şey sanırım.

Yazar, kendine ayıracak zamanı olmadığını söyleyip, Pazar günü yapacak bir şey bulamayan insanlara da vurgu yapıyor. Önümdeki dokuz günlük tatilin bedenimde yarattığı mutsuzluğa dokunup çaresiz ve umutsuz bir geceye uyanıyorum. Günaydın gülsünay.

Anlaşılmadığımı düşünmüyorum ama beğenilmeyi seviyorum, birine değil kendime anlaşılır olmak istiyorum, katıyım, daha çok kendime, ılık olan her şeyle hala bir meselem var, kendime zamanı yeni yeni yaratıyorum, tatilde ne yapacağımı bilmiyorum (: bir ömür böyle yarılandı, dokuz günde geçer bir şekilde deyip geçiyorum.

güls..

Category: Blog
Tags: Blog
Önceki yazı
=1
Sonraki yazı
koruk suyu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

keyboard_arrow_up